ANKARA
Diğer Şehirleri Gör

Anasayfa > Magazin > Bülent Ortaçgil: Teoman iyi bir yorumcu değil

Son Güncellenme : 17 Oca 2014 16:00
SohbetYek Facebook'ta Paylaş

er_4514

 

Ünlü müzik adamı Ortaçgil’in röportajında dikkat çeken kısımlardan biri Ortaçgil’in Teoman hakkında söyledikleriydi.

İşte o bölüm

Dinlemekten zevk aldığınız bir sanatçı var mı?

Gençken birine hayran oluyorsunuz ama yaşlanmaya başladıkça kimsenin fan’ı olmuyorsunz. O zaman da şöyle oluyor “ ya Zuhal’in şarkısı çok güzel ama diğer şarkısı çok kötü” diyebiliyorsunuz. Demem o ki herkesin güzel şarkısını dinlerim tabiiki. Öyle bir önyargım yok açıkçası. Ama her yaptığını takdir ettiğim biri de yok.

Genç kuşaktan şarkı sözlerini beğendiğiniz sanatçı Teoman sanıyorum. Teoman için “İyi bir yorumcu değil ama çok iyi bir şarkı yazarı “ demiştiniz?

beğeniyorum onun şarkı sözlerini . Ama dediğim gibi o da öyle birisi eksikleri ve artıları var tabi, öyle değerlendirmek lazım. Teoman’ın yaptıklarını seviyorum ama her yaptıklarını sevmiyorum. Bir Teoman fan’ıyım diyemem.

Müzikte 40. yılını deviren usta yorumcu ve söz yazarı Bülent Ortaçgil’in evine konuk olduk buhafta. Kanlıca’daki evine gittiğimizde Bülent Ortaçgil, eşi Çiğdem Hanım ve çok sevimli kurt köpeği Efe bizi çok sıcak bir şekilde karşıladılar.Bülent Bey’in anlattığı kadar vardı eşi ÇiğdemHanım. Çok zarif, kibar, çok genç görünen ve pozitif enerji veren hoş, güzel bir hanımefendi.Bülent Ortaçgil’in eşine olan tutkusunu da bu sayede anlamış oldum. Efe başta tedirgin olsa da çok kısa bir süre sonra alışmış olmalı kioyuncağını getirip oynamaya ve kendini sevdirmeye başladı fakat fotoğrafçımıza bir türlü adapte olamadı.
Ortaçgil’le çok sevilen ve dillerden düşmeyen şarkılarını (‘ Benimle Oynar mısın?’ ‘ Olmalı mı olmamalı mı’ ‘ Sensiz Olmaz’… ) 1970’lerdenbaşlayan serüvenini uzun uzun konuştuk.

Ortaçgil Kimya mühendisi olduğu halde neden mühendislik yapmadı, 10 yıl müziğe aravermesinin sebebi neydi, peki neden kendi şarkılarını hiç dinlemiyor?

Bülent Ortaçgil hakkında öğrenmek istedikleriniz ve daha fazlası için Ortaçgil’in mütevazı, sevimli ve sıcak evinde yaptığımız röportajımız…

Genelde çocuklar babalarının izinden giderler. Babanız askeri tıp doktoruydu ve siz tamamiyle farklı bir yol çizdiniz kendinize. Neden şarkı söylemeyi seçtiniz?

Benim babam denizci ve doktordu. Denizciler genellikle daha serbest olurlar. Ben dokuz yaşındayken babam ihtisas yapmak için Amerika’ya gitti, biz de onunla beraber gittik ve orada bir buçuk yıl kaldık. 1959’da Amerika’daydık ve ben orada bir yıl ilkokulda okudum. Biz oradayken Amerika’da televizyon vardı ve dolayısıyla Elvis Presley, The Platters gibi şarkıcıları ve grupları dinledim, seyrettim ve Amerika’dan dönerken babam plaklar, pikaplar getirdi. Dolayısıyla o zamanın popüler müziğine bizzat yerinde şahit oldum ve müziğe merakım o zamanbaşladı. Türkiye’ye geldikten sonra ortaokulu Kadıköy Maarif Koleji’nde yabancı hocalarınyanında okudum, o zamanlar 60’lı yılların ortalarıydı ve dünyada popüler müziğin ciddi bir çıkışı söz konusuydu. Dolayısıyla yabancı insanlarla yan yana olmak size, olayları birebir görmek gibi bir olanak sağlıyor.

Peki babanız sizin de kendi mesleğine yani Doktor olmaya yönlendirmek istedi mi?

Hayır, benim babam çok açık fikirli bir insandı. Anne ve babasını erken yaşta kaybetmiş ve buna rağmen çok başarılı olmuş biriydi, rahat bir insandı, hayatında kısıtlamalar yoktu vebabamın bu şekilde davranması bizi çok özgür bıraktı. Okulla alakalı bir sorun olmadığı sürecebabam bizim hobilerimizle pek ilgili olmazdı, hiçbir şeye karışmazdı. Sadece bir dönem, benmüzikle bu kadar fazla ilgilenmeye başladığım zamanlarda uyarmıştı beni ama ben seçimimi zaten o yıllarda yapamadım ancak 1986 gibi Fikret Kızılok’la beraberdik, Çekirdek SanatEvi’nde bir şeyler yapmaya çalıştığımız zaman biz de anladık ki Türkiye değişiyor ve biz ve bizim gibi müzik yapan adamlar artık müzikle uğraşamıyorsa vay haline bu işin dedik ve başımıza ne gelirse gelsin bu işi yapmaya karar verdik. Fikret de diş hekimiydi zaten ve mesleğini bıraktı. Çekirdek Sanat Evi’nde bu iş ve türevleriyle uğraşmaya başladık. Bu işle çok ciddi olmasa bile uğraşıyordum, sadece para kazanmıyordum, yılda iki kez çalıyordum.

THE BEATLES GEÇLİĞİMİN GRUBU!

O zamanki müzikle bu zamanki müzik arasındaki fark nedir sizce? Mesela o zamanlarsizin yaptığınız müziğe ilgi var mıydı?

O kitle yavaş yavaş oluşmaya başladı. Onlardan sonra biz de kendimize güvenip müziğimizi ilerletmeye başladık. Çekirdek Sanat Evi’nde başlamadan önce evlerde çalıyorduk ama pek kimse bilmiyordu ne olduğunu. Sadece hobi olarak uğraşıyorduk müzikle. Ama Sanat Evi’ne girdikten sonra benim anladığım bir şey oldu. Part-time sanat olmuyor ve bir seçimde bulunmak zorundaydım. Artık müzik hobiyle olacak şey değildi ve bunu bir yaşam biçimi haline getirmem gerekti çünkü o zaman söylediğim lafın bir ağırlığı olurdu, arkasında durabilirdim. Yoksa bütün söylediklerim hikaye. O nedenle bir karar zamanının geldiğini o zaman anladık ve karar verdik.

O zamanlar sevdiğiniz bir grup var mıydı?

Benim gençlik yıllarımla The Beatles grubunun doğuşu ve çıkışı birbirine paralel. Ama yalnızca The Beatles değil, benim ve benim gibi müzikle uğraşan yaşıtlarımın şansı o gruplarla paralelbir şekilde büyümemiz ve onların ne yaptığına şahit olmamızdı. Gerçi ülke o zaman farklı birülkeydi ve onları sahnede dinleyemedik ama plaklarını dinledik ve dünyadaki müziğin nerede olduğuna ve nereye gittiğine çok çabuk tanık olduk. Bu olayları birebir yaşıyor olmak bizemüzikle ilgili çok tecrübe kazandırdı.

Lise yıllarında müzik dışında bir de tiyatro ile ilgilendiniz ve ödül dahi aldınız. Nedenoyunculuğa devam etmediniz?

İyi bir tiyatrocu olmayacağıma kanaat getirdim. Çünkü tiyatroda kendi kişiliğiniz beyaz bir kâğıt ve siz ne oynuyorsanız ona bürünmek zorundasınız. Ben onu başaramayacağımı hissettim.Müzik daha ilginç geldi bana. Şarkı yazıyor ve bir enstrüman çalıyor olmak daha ilgi çekici benim için. Ama sanat yapmak ve buna ihtiyaç duymak mutlak bir duygu. Tabii bunca yıl sonra geriye dönüp baktığım zaman sanat yapma ihtiyacının çok önemli bir duygu gördüm ve o ihtiyaçolmadığı zaman zaten hiçbir şey yapmıyorsunuz. Fakat o ihtiyacı hissettiğinizde kendi melekelerinize göre sanatın farklı dallarını seçiyorsunuz.

HERKES SANATTAN ANLAMIYOR VE HOŞLANMIYOR

Türkiye’de sanata karşı bir eksiklik var mı sizce?

Sanata karşı bir eksiklik var da bilime karşı yok mu? Sanat yapan insanlar, sanatın dilinin özelolduğunu dolayısıyla insanların o dili anlamak için biraz çaba göstermek zorunda olduğunu zaten biliyor. O nedenle insanlar, sanatı herkes tarafından sevilmesi ve anlaşılması gibi bir duyguyla yapmıyor. Bu şekilde olursa ne kadar hoş ama değil. Bu da tüm toplumun sanatıonaylayacağı ve yücelteceği anlamına gelmez, böyle bir şeyi insanların hepsinden beklemek yanlış. Tabii bu söylem sadece AKP Hükümeti ile alakalı bir şey değil tüm hükümetlerde böyle ve genel olarak insanlar için de böyle. Herkes bu dilden anlamıyor ve hoşlanmıyor, bilenler de onlara çok kolay zerk edilecek şeylerden hoşlanıyor, daha fazla düşünmek istemiyor.

Siz söylemekten çok yazmayı seven birisiniz…

Evet kendi şarkımı iyi söylüyorum belki ama kendimi bir yorumcu olarak değil, şarkı yazarı olarak görüyorum.

Gitar ile özdeşleşmeniz, çekim alanına girmeniz nasıl oldu?

Ben gitar çalmayı lise yıllarımda öğrendim ve bu çok ilkel yollarla oldu. Arkadaşlarımdangörerek, şarkı kitaplarından öğrenerek, taklit ederek öğrendim. Bir konservatuvar eğitimim yok. Dolayısıyla bu öğrenmeler çok fazla zaman aldı yani iyi bir pedagojik eğitimle öğrenmedimgitarı ama çok uzun yıllar çaldım. Ondan beş- on yıl sonra –Benimle Oynar Mısın? şarkısından sonra- olayın ne kadar ciddi olduğunu, müzik dilini öğrenmeden bu işlerin olmayacağını ozaman anladım. O zamana kadar büyük bir aşk, sevgi ve coşkuyla bu işi yapıyordum ama ondan sonra gitar çalmayı biraz metodlamaya başladım.

10 yıl ara verdiniz ve kimya mühendisliği okudunuz. Neden ara verdiniz müziğe. Bu sizin için zor olmadı mı?

Ben az önce konuştuklarımızla paralel olarak söyleyeyim. Türkiye’de bu yaptığım müzikle birhayat geçireceğimi sanmadım hiçbir zaman. Çünkü 70 ve 80’li yıllarda müzikle bir yaşamkurmak için ana akımın lideris olmak lazımdı yani yan dallar kendilerine yaşam hakkı bulamıyordu. Hala da biraz öyle ama tabii eskisi kadar değil çünkü Türkiye’deki sosyal yaşamdaha da renklendi. Şimdi mesela daha marjinal müziklerle uğraşan çocuklar için yaşama şansızor ama yine de var. O zaman benim yaptığım şarkılar para getiren şarkılar değildi kabaca söylemek gerekirse ve ben de iyi eğitim almış biriydim. Önce maarif kolejinde okudum, sonra kimya mühendisliği eğitimi aldım ve bu eğitimi almamın nedeni kimyaya âşık olmam değil daharahat bir hayat sürmek istememdi. Müziğe kimseyi bulaştırmayayım, yaptığım müziğin paragetirip getirmemesi sorun olmaktan çıksın amacıyla kimyayı okudum. Çünkü insanlar yaşamakavgasıyla yaptığı şeylerin arkasında duramıyor ve paraya ihtiyacı olduğu zaman yapmak istedikleri şeylere karşı dirençleri azalıyor.

SANATTAN BAŞKA BİR MESLEKTEN ZEVK ALMIYORUM

Peki mühendislik yaparken müzikten zevk aldığınız kadar zevk aldınız mı?

Hayır, kesinlikle almadım. Sadece Amerikalı bir hocamız vardı ona sempati duyuyordum o kadar.

Müzik yapmaya başladığınızda birçok olumsuzlıklarla karşılaştınız. Bu olumsuzluklar sizi yıldırmadı mı?

Ben söylediğim gibi edebiyata, sanata düşkün bir adamdım. Gençlik çağlarımda bütün o klasikleri okudum, dinlenmesi gereken bütün müzikleri dinledim ve zevkimle orantılı olarak kendimi geliştirdim. İnsanların fikrine belki önem verdim ama demokrat bir tarafım olduğu için önem verdim. Bu sanat ile ilgili çok ilkel düşündüklerinin farkındayım, o zaman da farkındaydım ve bu fikrim hiç değişmedi.

Peki sanata olan olumsuz algı nasıl değişir?

Bilmiyorum, insan sadece yapmalı. Ne yazık ki onun değerlendirmesini de küçük bir zümre yapıyor, hiçbir zaman genele yayılmıyor. Genele yayılsa zaten Türkiye bugünkü Türkiye olmaz, başka bir yer olur.

ŞARKILARIMI DUYARKEN YABANCILIK HİSSEDİYORUM

Bülent Ortaçgil şarkıları bir çok sanatçı tarafından çok sevilerek yorumlanıyor. Bülent Ortaçgil şarkılarını başka sanatçılardan duyduğunda neler hissediyor?

Senin yazdığın, senin söylediğin ve senin hayatın için bir şeyler ifade eden bir şarkıyı başka insanın söylemesine karşı ilk tepki yabancılık. Yabancılaşıyorsunuz çünkü başka bir insan senin şarkını söylüyor ve ne kadar güzel de söylese önce garipsiyorsun. Ondan sonra gurur ve keyifduyuyorsun. Ben onları dinlerken şöyle bir duyguyu hiç taşımadım. “Şu sanatçı güzel söylüyor, diğeri kötü söylüyor vs.” böyle bir şey hiç olmadı. Herkesin yorumu farklı çünkü şarkımı Gülben Ergen de söyüyor, Müslüm Gürses de söyledi. Zuhal Olcay da Mirkelam da ve diğerleri için de bu aynı. Hepsi yeteri kadar yabancılık duygusunu yaşattı bana.

İlk stüdyo albümünüz olan ‘Benimle Oynar mısın?’ı 1972 te çıkardınız ve 2014 te olmamıza rağmen şarkılarınız o zamanı görmeyen gençlerin dilinde.Siz bu kalıcılığı neye bağlıyorsunuz?

Samimi olması  olabilir. Kalıcılık  dediğiniz şey ise insanın o şarkıyı algılayışı, o müziği duyuşu vs. Eğer söylediğiniz şarkı derinse kalıcı olur. Şu an gençlerin şarkılarımı söylemesi ise beni çokmutlu ediyor. Sonuçta arada nesil farkı var ve çağımız tüketim moduna girmiş, herkes birilerinden sürekli bir şarkı beklerken, benim 30- 40 yıl önceden yaptığım şarkıların dillerde olması -ki zamane gençleri öyle uzlaşan gençler değil. Beğenmediklerine “beğenmiyorum” diyebiliyorlar- gururlandırıyor beni. Dolayısıyla gençlerin beğenisini  kazanmak çok ama çok büyük bir keyif.  Çünkü Benim neslimin ( 60′ı devirdik artık) müzik bile dinlediklerini sanmıyorum. Konselerimde o yaştaki insanları kolay kolay görmüyorum artık.

İSTANBUL’DA NE KADAR AZ YAŞASAM O KADAR İYİ!

Sizin Marmaris Bozburunda yaşadığınızı ve oraya aşık olduğunuzu, İstanbuldayaşamayı çok fazla sevmediğinizi biliyoruz.Bu durum sanatınızı ne şekilde etkiliyor?

Bozburunu çok seviyorum çünkü orada hayat daha yavaş, sakin, sessiz. Doğayla başbaşa birortamım var ve bu beni etkiliyor, dolayısıyla sanatıma da yansıyor. İstanbul’un yoğunluğu, trafiği, kalabalığı vs benim gibi yaşını almış bir adamı çok yoruyor. Ben İstanbul’u geçlere bıraktım. Fakat İstanbul’u tamamiyle bırakamıyorum çünkü hayatımızın merkezi bir şekilde. Ancakimkanlar el verdiği sürece ne kadar az yaşasam o kadar iyi olur bence. Orada 6 ay kendimi dejenere edip geliyorum enerjimi burada harcıyorum ve bu şekilde devam ediyor.

Şu anda müzük piyasasında bir hibritleşme var diyabilir miyiz? Mesela arabesk şarkıların rocklaştırılması ya da rock’ın  türküleştirilmesi vs. Bu değişime yorumunuznedir?

Ben  bu deneylerin yapılmasını doğal karşılıyorum. Bu ülke tahmin ettiğinizden daha ilginç birülke çünkü her şeyin bir arada olduğu. 19. yy ile 21. yy ın paralel olarak yaşandığı, çok zengin ile çok fakirin, çok kültürlü ile çok cahilin, solcusuyla sağcısıyla vs.  çok büyük bir devinim var buülkede. Türkiye stabil değil çok hareket ediyor. Dolayısıyla bu ülkede her türlü deneyin yapılmasıdoğal ve olmalı da.

Şu ana kadar  yapmak istediğiniz ama yapamadığınız bir projeniz oldu mu?

Hayır olmadı diyebilirim ama ben şarkı yazmayı çok seviyorum ve yazıyorum fakat şarkı yazmak her geçen gün benim için daha zorlaşıyor, şarkı yazmak isteği giderek azalıyor. Çünkü yapmak istediğiniz şeyin üstüne çıkaramadığınızı  gördüğünüz zaman öyle çalakalem bir şey yazmak istemiyorsunuz. 30-40 yıl yaptığınız şeyin ilgiyle dinlenildiği ve hala dinlemeye devam ettiği bir süreçte öyle kötü şeyler yapmamanız gerektiğini bilinçaltınız söylüyor zaten. O nedenle eskisi kadar bereketli biri değilim. Sürekli şarkı üretmiyorum açıkçası ama şarkı yazmak benimhayatta becerebildiğim ve hayata anlam verdiğim eylemlerden biri. O nedenle bunu yapabildiğim kadar yapmaya gayret edeceğim ama bu daha nereye kadar sürer onu da bilemiyorum açıkçası.

OTURUP ASLA KENDİMİ DİNLEMEM!

En çok sevdiğiniz ve sizin için çok özel bir yeri olan şarkınız var mı?

Öyle çok özel bir şarkım yok aslında. Benim için bütün hepsi aynı ama en son yazdığınız şarkınızı genelde en iyi şarkınız gibi görüyorsuz, en heyecan duyduğunuz şarkınız o oluyor ama şöyle bir şey var ben oturup kendimi asla dinlemem. Şans eseri bir yerde duyarsam denk gelirsemdinlemek zorunda kalırsam dinlerim.

Neden kendinizi dinlemezsiniz?

Çünkü kendinizi dinlerseniz egonuzu okşamış oluyursunuz ama geçmişte yaptığım şeyleri duyduğum zaman bazen “evet bu güzel, bunu beğeniyorum” diyorum açıkçası ve hiçbir şarkım yok ki “Allah kahretsin! Niye bu şarkıyı yaptım, ne biçim bu şarkı” dediğim bir şarkımda yok. Bu bir müzisyen için çok gurur verici bir şey.

Albümleriniz arasına uzun zaman koymanız neden?

Benim otosansürüm çok yüksek yani yaptığım şeyin üzerinde çok fazla düşünüyorum, çokmükemmeliyetçiyim. O nedenle “Beni unutacaklar” telaşı duymuyorum. Ben Şu anda Türkiye’nin her tarafına gidip şarkılarımı çalabiliyorum. Dolayısıyla bu benim için canlı bir hayat ama yeni bir şey ürettiğim zaman bir öncekinden düşük seviyede olmasını istemem. Dolayısıyla bir projeüretirken, öteki yaptığım şeyle hesaplaşmsından galip çıkacak  bir proje olmadıkça bir şey yapmam. Ara sıra şunu yapayım dediğim projeler olsa bile bazı şeyler geçmiyor o sansürden. Geçerse zaten yaparım ve yayımlarım . Bu sebepten bir zaman periyodum yok,  ne zamanbitirirsem o zaman. Ben otonomlara uymayan bir şarkıcıyım. Hem iyi  eğim aldım, hem sanatdüşkünüyüm, hem iyi bir okurum, hem dünyayı takip ediyorum vs. Gençlik altyapım yüksekseviyeden başladı ve sonradan onun yararını çok gördüm.

TEOMAN İYİ BİR YORUMCU DEĞİL

Dinlemekten zevk aldığınız bir sanatçı var mı?

Gençken birine hayran oluyorsunuz ama yaşlanmaya başladıkça kimsenin fan’ı olmuyorsunz. Ozaman da şöyle oluyor “ ya Zuhal’in şarkısı çok güzel ama diğer şarkısı çok kötü” diyebiliyorsunuz. Demem o ki herkesin güzel şarkısını dinlerim tabiiki. Öyle bir önyargım yok açıkçası. Ama her yaptığını takdir ettiğim biri de yok.

Genç kuşaktan şarkı sözlerini beğendiğiniz sanatçı Teoman sanıyorum. Teoman için “İyi bir yorumcu değil ama çok iyi bir şarkı yazarı “ demiştiniz?

Evet Teoman çok iyi şarkı yazıyor beğeniyorum onun şarkı sözlerini . Ama dediğim gibi o da öyle birisi eksikleri ve artıları var tabi, öyle değerlendirmek lazım. Teoman’ın yaptıklarını seviyorum ama her yaptıklarını sevmiyorum. Bir Teoman fan’ıyım diyemem.

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Yorum Yap

Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir
ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.