ANKARA
Diğer Şehirleri Gör

Anasayfa > Sağlık > Yüksek Sağlık Şurası

Son Güncellenme : 25 Kas 2013 16:51
SohbetYek Facebook'ta Paylaş

Hazırlayan : Dr. İ.Hamit Hancı, Dr.Aytaç Koçak, Ege Üniv. Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı

Yüksek Sağlık Şurası, Sağlık Bakanlığı’nı sürekli kuruludur. Yüksek Sağlık Şurası, 1219 sayılı yasa, 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu (Genel Sağlık Yasası) ve 181 sayılı Sağlık Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevlerine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin (KHK) ilgili hükümlerine göre faaliyet göstermektedir.

Sağlık Bakanlığı içinde bulunan YSŞ, hekimler hakkındaki adli olaylarda bilirkişilik görevi olan bir kuruldur.

Yüksek Sağlık Şurası (YSŞ) ,tabiplerin mesleğe ilişkin kusur ve durumlarını belirlemeye yetkilidir.

Bu kurul sağlıkla ilgili sorunlar hakkında oyunu ve düşüncesini bildirmek , sağlıkla ilgili yasal düzenlemelerde görüş bildirmek, hekimlik mesleği ve şubeleri ile ilgili uğraşılar sırasında işlenilen hatalar ve adli sorunlar hakkında bilirkişilik görevi ile yükümlü bir danışma kuruludur.

Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname 31. Madde: Bakanlıkça verilecek önemli sağlık ve sosyal yardım konuları hakkında görüş bildirmek ve tababet şubeleri sanatlarını ifadan doğan adli konularda görüş vermek üzere11 üyeli Yüksek Sağlık Şurası kurulmuştur.

Şura’ya yalnız hekimler için değil, diş hekimi ve diğer sağlık meslekleri mensupları hakkında açılan davalara ilişkin dosyalarda gönderilmektedir.

Yüksek Sağlık Şurası sadece ilgili mahkemelerin istemleri doğrultusunda görüş bildiren bir kurul olmayıp aynı zamanda ülkemizdeki önemli sağlık konularında da tavsiye niteliğinde kararlar alan, sağlık alanında uygulamaya sokulması planlanan kanun ve tüzük taslaklarını inceleyerek bu konularda da görüş bildiren bir kuruldur.

Yüksek sağlık şurasına başvurma zorunluluğu

1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının tarzı İcrasına Dair Kanun (Tıp Meslekleri Uygulamasına Dair Yasa) 75. Madde (sadeleştirlmiş bu günkü dile çevrilmiştir): Tıp mesleklerinin uygulanmasından doğan cürümlerde (suçlarda) mahkemelerin uygun göreceği bilirkişinin rey ve görüşüne başvurma özgürlükleri saklı kalmak koşulu ile – Yüksek Sağlık Şura’sının görüşü sorulur.

1219 sayılı kanun 75.maddede ceza mahkemelerinin uygun görecekleri bilirkişinin oy ve görüşüne başvurma hakkında serbestileri ayrık olmak üzere ,Yüksek Sağlık Şurasının görünüşünün alınacağı kabul edilmiştir. Mahkemeler diğer bilirkişi raporlarında olduğu gibi Yüksek Sağlık Şurası raporlarıyla da bağlı değildirler.

Y1.CD 12.12.1967 tarihli kararında “Tıbbi mesuliyette (sorumlulukta) Yüksek Sağlık Şürasına gidilmesi mecburidir. Ama bu sorumluluk başka bilirkişilere başvurmak ve mahkemelerin değerlendirme yapmak hakkını ortadan kaldırmaz.”denilmektedir.

Bilirkişi olarak ister Yüksek Sağlık Şurası ve isterse başka kuruma veya uzmana başvurulsun , yargıç bilirkişi raporuyla bağlı değildir. Yargıç, bilirkişi oy ve görüşlerini sezgisi ve genel kültürü ile denetlemek, gerektiğinde başka bilirkişilerin oy ve görüşüne başvurmakla görevlidir.

1219 sayılı yasa 75. maddeye göre hakkında görüş istenilmesi emredilen sorunlar olarak cürümlerden (suçlardan) söz edildiğinden Yüksek Sağlık Şura’sından bilirkişilik görüşü alınması zorunluluğu yalnız suçları inceleyip yargılayan ceza mahkemeleri için söz konusudur. Ceza mahkemeleri dışında kalan diğer adli mercilerin (hukuk mahkemeleri, savcılıklar, Danıştay, İdare Mahkemeleri) Şura’dan tıbbi bilirkişilik görüşü sorma zorunlulukları yoktur. Genel hükümlere göre başka bilirkişilere başvurarak karar vermeleri mümkündür.

Yüksek Sağlık Şurası sadece adli nitelik kazanmış olaylarda görüş bildirmekte yükümlü olup, özellikle Memurun Muhakematı Hükümleri uyarınca muhakkik tarafından sürdürülen soruşturma aşamasında görüş bildirmez. Ancak olayda lüzumu muhakeme kararı verilip olay adli bir nitelik kazanmışsa yani dava mahkemeye yansımışsa , bu safhada iken ilgili mahkeme tarafından Yüksek Sağlık Şurasından görüş istenmesi mümkündür.

Yılda sadece 1 kez toplanma zorunluluğu olan Şura’ya diğer adli mercilerden dosya gönderilmesi adaletin gecikmesine yol açmaktadır. Bu mercilerin görüş sorma olayı tıbbi yönden çok karmaşık olması ve bilirkişilik görüşleri arasında çelişki olması halinde isabetli olacaktır.

Ceza mahkemeleri dışında kalan hukuk mahkemesi ve idari yargı mercileri mahkemelerin Şura’dan görüş almak zorunlulukları yoktur.

Şura’da sadece gelen evraklar incelenmekte yani dosya üzerinden karar verilmektedir. Adli olayla ilgili görülen kişilerin ifadeleri, sağlık kuruluşu kayıtları, hasta evrakı ve filmleri, labratuar incelemeleri, diğer bilirkişilerin görüşleri, varsa otopsi raporu ve Adli Tıp Kurumu yorumları incelenmektedir. Bu görüşmeler esnasında ilgililerin muayenesi veya dinlenmesi yapılmamaktadır. Bu nedenle gönderilen dosyaların tıbbi görüş sorulan tüm maddi olayları aydınlatacak ve tam bilgi verecek şekilde olmaları şarttır.

Şuranın sağlıklı karar verebilmesi için ;

Tüm tıbbi evrakın , olayla ilgili şikayetçi, davalı ve tanıkların ifadelerinin gönderilmesi,

Fotokopi gönderilen dosyalardaki belgelerin net okunamaması ve üzerlerinde sonradan yapılan tahrifatların farkedilmemesi nedeniyle adli dosyaların asıllarının gönderilmesi gerekmektedir.

Yüksek Sağlık Şurası’nın görev alanında olmayan dosyaların gönderilmesi ve gündeminin işgali dolayısıyla uzun zamandır bekleyen dosyaların geç görüşülmesine neden olmaktadır.

Ayrıca sonucun ölüm olduğu birçok dosyada otopsi yapılmadığı yapılan otopsilerin de yetersiz olduğu görülmüş, adli tıp uzmanlığının özendirilmesinin önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır.

YSŞ’da alınan kararların olumsuz olmasını etkileyen bazı faktörler

 1-Hasta dosyaları: Günlük hekimlik yükünün ağırlığı nedeniyle genelde ihmal edilen bir konudur. Oysa dosyanın iyi tutulması hem yasal bir zorunluluktur, hem de ayrıntılı biçimde kayıt altına alınan bilgiler mahkemede hekim lehine kanıt olabilmektedir. Hekim kaydını iyi tutarsa hasta, hekimin kusurunu ispat etmek zorundadır. Aksi halde iyi kayıt yoksa hekim kusursuz olduğunu ispat etmek zoruna kalabilir.

2-Aydınlatılmış rıza alınmaması ya da alınan rızanın yazılı olmaması. Bir tıbbı girişimin hukuka uygunluğunun ön koşulu hastanın aydınlatılmış rızası ve girişimin tedavi amacına yönelik olmasıdır.

3-Otopsinin yapılmaması sonucu delillerin kaybolması. Pek çok adli vakada adli otopsi yapılmamakta dış muayene ile geçiştirilmektedir.

Bu durumlarda “her ne kadar cerrahi konsültasyonu istenmemesi bir ihmalse de otopsi yapılmaması nedeniyle ölüm sebebi saptanamadığından hekimin kusurunu tesbit etmek fennen mümkün değildir.” şeklinde kararlar çıkabilmektedir.

4-Hastalara yeterli zaman ayrılmaması sonucu özensiz muayene ve girişimler. Tababet Uzmanlık Yönetmeliği 10. Maddeye göre “Poliklinikler, kurumların fonksiyonlarına göre uzmanlık dalları ile ilgili servislerle işbirliği halinde çalışacak ve hizmetleri gereği gibi yapabilecek fizik ve teknik yapı ve nitelikte olacaktır.

Her servisin normal polikliniğinde günde 1 uzman 20’den fazla hastaya bakamaz. Ancak, daha fazla hastanın başvurması halinde o poliklinikte aynı esas üzerine uzman görevlendirilerek o günkü tüm hastaların muayeneleri sağlanır”

5-Gerekli malzeme , alet ve personel olmaması yani alt yapı eksikliği . Hekim olumsuz bir durum olmadan bu eksikleri bağlı bulunduğu idareye yazılı bildirmelidir ki, bu eksiklikler nedeniyle oluşan olumsuz durumlarda kusursuz olduğunu ispat edebilsin.

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Yorum Yap

Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir
ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.